PMA 2007
PMA 2007 (The Photo Marketing Association Annual Show) / Fotoğrafın Şovu
Fotoğraf endüstrisindeki profesyonelleri bir araya getiren, dünyanın en büyük fuarı PMA 2007, mart ayında gerçekleşti. Las Vegas’taki fuara katılan yaklaşık 600 firma, fotoğraf endüstrisinin gideceği yola dair ipuçları verdi. Bu fuar gösterdi ki, fotoğraf artık ‘fotoğraf’tan öte bir şey; insanlar arasındaki iletişim araçlarından biri, dijital dünyanın önemli bir parçası.
Las Vegas’ta süren dünyanın en büyük profesyonel fotoğrafçılık fuarı olan PMA 07′nin bu yılki yıldızları DSLR kameralar.
Değiştirilebilir objektifleri ile tanınan ve prizma yansıtması sayesinde objektiften alınan görüntüyü bire bir vizöre yansıtan DSLR’lar profesyonel fotoğrafçılıkta kullanılıyor ve gerek meraklı amatörlerin gerekse profesyonellerin tercih ettiği fotoğraf makinelerini oluşturuyorlar.
PMA 07′de sergilenen DSLR fotoğraf makinelerinde 10 megapiksel’in artık standart olduğu gözleniyor.
Dahası 10 megapiksel sadece DSLR’ların değil, amatör ve yar profesyonel kameralarda da tüketici tarafından talep edilen bir özellik olarak dikkat çekiyor.
Fuarda sergilenen teknolojiler arasında dikkat çekici olanlar şöyle sıralanıyor.
-Toz kovma sistemi: İlk kez Olympus tarafından kullanılmaya başlayan teknoloji objektif ve imaj sensörü üzerinde toz oluşmasını önleyerek, fotoğraflarda toz lekesi oluşmamasını sağlıyor. Toz kovma sistemi DSLR kameralar için diğer kameralara göre daha önemli çünkü objektif değişimi sırasında DSLR kameraların görüntü sensörleri tozlanmaya karşı çok daha açıklar. Pentax ve Canon da toz kovma sistemi kullanan diğer markalar olarak öne çıkıyorlar.
-DSLR kameralarda, çoğu üretici tarafından ön plana çıkartılan bir başka ortak özellik ise sarsıntı önlemeye yönelik teknolojiler. Hemen hemen her marka kendi sarsıntı önleme teknolojisini tanıtıyor ve önemle üzerinde duruyor. Kimi üreticiler sarsıntı önleme sistemini objektiteki lenslere uygularken, kimileri makinenin gövdesine uygulamayı seçiyorlar. Objektife uygulanan teknolojiler sarsıntı önlemede daha başarılı sonuçlar verirken, makine gövedisine uygulananlar daha ekonomik çözümler olarak ön plana çıkıyorlar çünkü teknoloji gövdeye uygulandığında her objektifin maliyeti artmamış oluyor.
- Megapiksel yarışından bıkmış Sigma gibi ünlü markalar ise lenslerindeki kaliteyi ön plana çıkartıyorlar.
- Ünlü markalar arasındaki bir başka yarış ise fotoğraf makineleriyle birlikte verilen yazılımlarda yaşanıyor. Kolay kullanımın ön plana çıktığı bu yarışta HP önde gidiyor. Aynı zamanda bir bilgisayar şirketi olma avantajını iyi kullanan HP, kolay kullanımlı ve aynı zamanda üstün fonksiyonlu ürünleriyle üstünlük sağlıyor.
teknoajan.com
PMA 2007’ye katılan Yurtsan Atakan’ın “Dijital fotoğrafçılıkta kalite fotoğraf filmini solladı” başlığıyla turkticaret.net’te yayınlanan yazısı aşağıda yer almaktadır.
Photo Marketing Association International’ın (Uluslararası Fotoğrafçılık Pazarlama Derneği) her yıl düzenlediği ABD’nin en büyük fotoğrafçılık etkinliği PMA’deydim.
Fotoğrafçılık sektörünün kısa ve orta vadedeki yönünü, sektöre hakim olacak trendleri izlemek için harika bir fırsat sunan fuarda bu yıl artık dijital fotoğrafçılığın mutlak hakimiyeti iyice perçinlenmişti.
Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarının, fuar boyunca fotoğrafçılık sektörünün dev markalarının standlarında, konferanslarında boy gösterip dijital teknolojileri öven konuşmalar yapması da, dijital fotoğrafçılığa olan son nostaljik direnişlerin artık geride kaldığını gösteriyordu.
Zaten daha pekçok alanda da böyle olmamış mıydı? Transistörlü müzik setleri çıktığında insanlar önceleri karşı çıkmamış mıydı? CD çıktığında plağın yerini tutmaz diyenler, DVD’lerin temelini oluşturan dijital videoya kalitesiz görüntü sunuyor diyenler, e.posta’ya mektubun duygusallığını taşıyamaz suçlamasını yapanlar hep olmamış mıydı? Ama hepsinde sonunda teknoloji kazandı.
Aslında bu tür nostaljik karşı çıkışların, teknolojinin gelişmesinde, mükemmelleştirilmesinde büyük yararı var.
Bu tür teknolojiler ilk çıktıklarında asla eskinin yerini dolduracak kadar gelişkin olmuyorlar. Analoğun gerçekçiliğini hiçbir zaman ilk yıllarda yakalayamıyorlar. Ancak teknoloji yerinde saymıyor. Eleştiriler sayesinde görülen eksiklere, araştırma geliştirme faaliyetleriyle birer birer çözüm bulunuyor.
Dijital fotoğrafçılıkta da öyle oldu.
1995 yılında aldığım ilk dijital fotoğraf makinemi hatırlıyorum. Teknolojik yenilikleri denemeye bayılırım. Kısa sürede eskiyeceğini, yenisiyle değiştireceğimi bile bile, yüksek fiyatlarına rağmen yeni teknolojilerle, özellikle de devrimsel gelişmeler vadeden teknolojilerle donatılmış ürünleri alıp, kullanmayı severim.
Aradan bir yıl geçmeden, onca para verip aldığım ürünün teknolojisi eskir, uslanmaz yenisini alırım. Bu böyle genellikle beş, altı yıl bazen 10 yıl gider. Önce her yıl değiştirdiğim ürünün teknolojisi her geçen yıl mükemmelleşerek giderek daha uzun sürelerde kullanabildiğim ürünler sunar.
İlk örneği bir yıl, ikincisini iki, üçüncüsünü beş ve nihayet sonuncusunu uzun yıllar boyunca kullandığım çok olmuştur.
İlk dijital fotoğraf makinem Olympus, hatırlıyorum 870K çözünürlüğe sahipti. Mekanik zum yeteneğine sahip ender dijital makinelerden biriydi, o yıllarda.
Bir yıl sonra aldığım ikinci makinem Kodak 1,3 Megapikseldi. Mekanik zuma ek olarak ışıksız ortamlarda flaşsız çekim kalitesiyle öne çıkıyordu.
Megapiksel çılgınlığı yaşanan günümüzde de artık çözünürlükten çok başka özellikler önem kazanmaya başladı.
Bundan sonra da böyle devam edecek. Çünkü artık ortalama bir kullanıcının 3-4, yarı profesyonel bir fotoğraf meraklısının 5-6, profesyonel bir fotoğrafçının 8-10 megapikselden fazlasına ihtiyacı yok.
Bunun yerine örneğin amatör fotoğrafçı için kolay kullanım özellikleri, yarı amatör kullanıcı için renk kalitesi, profesyonel kullanıcı içinse özel kullanım amaçlarına odaklı özellikler önem kazanıyor.
Cep telefonlarıyla bütünleşen fotoğraf makinaları trendi ise, seyahatten seyahate fotoğraf çekenler için önemli bir ihtiyaca cevap veriyor.










